Belçika’da bulunan ve her yıl milyonlarca turisti ağırlayan Brugge, Ortaçağ’dan kalma mimari yapıları, kanalları ve çikolata kokan sokakları ile size muhteşem bir deneyim yaşatmak için bekliyor. Merak uyandıran mimarisi ve romantik atmosferi ile birlikte âşıklar şehri olarak anılan Brugge 2000 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesi’nde hak ettiği yeri aldı.
Brugge ile ilk tanışmamız 2017 Kasım ayında olmuştu. Noel pazarlarını keşfetme amacı ile gittiğimiz Belçika seyahatinden o kadar etkilenmiştik ki buraya tekrar döneceğimizi biliyorduk. 2020 yılına nerede girsek diye düşünürken uygun fiyatlı uçak biletleri karşımıza çıkınca içimizdeki heyecanı görmeliydiniz. Çünkü tekrar Brugge’a gidip o atmosferi yaşayabilecektik. Hansel& Gretel’de gördüğümüz kurabiye evleri canlı görebileceğiniz bu şehir tam bir masal şehri. Çikolataları, waffleları, birası ve danteli ile ünlü olan Brugge kentine yapacağınız tatilden inanın pişman olmayacaksınız.

Brugge’a Ne Zaman Gidilir?
Kuzey Avrupa’da olmasından ötürü genelde yazın tercih edilen bu şehir aslında her mevsim ayrı güzel. Brüksel’in en yoğun turist aldığı dönem olan Ağustos ayı, aslında Brugge’un da en yoğun olduğu dönem. Çünkü Brüksel’deki Grand Palace meydanının begonya çiçekleri ve çim kullanılarak şahane bir görsellik sunan kocaman bir halı ile kaplanması ve festival sırasında her yerin cıvıl cıvıl olması inanılmaz anlar yaşamanıza vesile olabilir.
Brugge için diğer en popüler dönemler ise sonbahar ve Aralık ayı. Şehir Kasım sonu ve Aralık ayı boyunca kurulan noel pazarları ve masalsı şehrin çok daha büyüleyici bir atmosfere bürünüyor.
Masalsı şehirle ilk tanışmamız 2017 Kasım ayındaydı, noel pazarları ve süsleri şehrin dört bir tarafını sarmıştı. Son gidişimiz ise 2020 yılına girmeden hemen önceydi, inanılmaz bir atmosferle karşıladı Brugge bizi. Hava sıcaklığı normalin üstünde ortalama 8 derece ve güneşli olmasında ötürü de şans bizim yanımızdaydı.

Brugge Ulaşım
Brugge’da bir havalimanı olmadığı için Belçika’nın başkenti Brüksel’e uçup oradan tren veya otobüs ile ulaşım sağlayabilirsiniz. Brüksel’de iki tane havalimanı var. Birisi şehir merkezine 15 dk mesafede olan Zaventem diğer bir deyişle Brüksel Havalimanı, diğeri ise yaklaşık 1 saat uzaklıkta olan Charleoi Havalimanı. Eğer biletinizi Pegasus’tan aldıysanız kendinizi uygun fiyatlı havayolu firmalarının iniş yaptığı Charleoi Havalimanında bulacaksınız. Buradan direkt olarak Brugge’a gidebilmek için iki seçenek var:
İlk seçenek Flibco firmasının (https://www.flibco.com/en) shuttle servisleri, ikinci gidişimizde tercih ettiğimiz otobüs firmasından gerçekten çok memmun kaldık. Eğer internet sitesinden biletinizi erken alırsanız 5 Euro’ya dahi bilet bulabiliyorsunuz(ki biz Charleoi Havalimanı-Brugge merkez Tren İstasyonu arası biletimizi 5 Euroya aldık). Ama son güne bırakırsanız bilet fiyatları 17 Euro oluyor ve bilet bulamama ihtimaliniz var. Gitmeden önce aşağıya bıraktığımız linkten bu servislerin saat ve bilet fiyatlarını detaylı olarak inceleyebilirsiniz. Bu shuttle servisleri ile havaalanından direkt olarak Brugge, Gent ve Brüksel şehir merkezlerine ulaşabilirsiniz.
İkinci ve ilk gidişimizde kullandığımız seçenek ise tren. Havalimanına en yakın tren istasyonu (yaklaşık 15 dk mesafedeki) Charleoi Sud tren istasyonu. Brüksel merkeze gitmek için alacağınız tren biletini ve tren istasyonuna ulaşmak için kullanacağınız otobüs biletini kombine olarak ya da ayrı ayrı satın alabilirsiniz. Biz tren istasyonuna ulaşmak için taksi kullandığımızdan ötürü sadece Charleoi Sud istasyonundan Brugge istasyonuna tek yön tren bileti aldık. Tren bilet fiyatları ise aşağıdaki şekilder. Go Pass olarak geçen öğrenci biletini 6.20 Euro’ya aldık. İstasyona ulaşmak isteyen başka kişiler ile taksi paylaşırsanız kişi başı 5 Euro’ya tren istasyonuna ulaşabilirsiniz. Charleoi Sud tren istasyonundan Brugge Central tren istasyonuna 2sa 45dk gibi bir sürede varabilirsiniz.

Brugge Şehir İçi Ulaşım
Brugge küçük bir şehir ve her sokağı birbirinden güzel, birbirinden masalsı. Bu güzel şehrin sokaklarında kaybolmak istememizden ötürü biz sabah kahvemizi alıp farklı yollardan giderek Grote Markt (Brugge ana meydanı)’a ve gezilecek turistik bölgelere yürümeyi tercih ettik. Zaten her yer birbirine yakın. Ama şehir içi ulaşımı sağlayan otobüsler var, eğer soğukta yürüyemez ya da daha az yorulmak isterseniz bunları da tercih edebilirsiniz. Biletleri otobüs içerisinde şoförden alabiliyorsunuz.

Brugge’da Konaklama
Konaklama için tercih edebileceğiniz birkaç seçenek ve yöntemden bahsetmek istiyoruz size:
Bunlardan ilki eğer Brugge’a günü birlik değil, kalmalı ve daha uzun süre vakit geçirmek için gidiyorsanız Brugge tren istasyonun hemen yanında bulunan Ibis Budget isimli otel. İlk gittiğimiz zaman seyahat planımızın 2 gece 3 gün Brugge şeklinde olmasından ötürü bizim de tercihimiz olan ve şehir merkezine yaklaşık 1.5 km uzaklıkta olan otel Brugge tren istasyonun hemen bulunuyor. Gecelik kişi başı 32 Euro (2017 yılında) olan otelimiz bulabildiğimiz en uygun otellerden biriydi. Küçük ve turistik bir şehir olmasından ötürü uygun fiyatlı otel seçeneği oldukça az. Daha fazla konaklama seçeneklerine Booking.com, Airbnb veya Hotels.com gibi birçok siteden bakabilirsiniz.
Son gidişimizde ise Brugge için günü birlik bir gezi planımız olmasından ötürü Brüksel Charleoi Havalimanına yaklaşık 1.2 km uzaklıkta olan İbis Budget Charleoi otelinde kaldık ve Brugge otobüsümüzün sabah 06:10’da havalimanı önündeki istasyondan hareket etmesinden ötürü inanılmaz bu tercihimiz bize büyük kolaylık sağladı.

Brugge Gezilecek Yerler
Orta Çağ’ın tüm ihtişamlığını halen taşıyan, rengarenk evleri, Arnavut kaldırımlı sokakları, ve sizi karşılayan lezzet kokuları ile Brugge inanılmaz bir seyahat noktası. Küçük bir şehir olmasına rağmen gezilecek yerler açısından çok zengin bir şehir. Başlıca görmeniz gereken yerleri ise aşağıda sizinle paylaşıyoruz:
- Grote Markt (Büyük Meydan): Hani her fotoğrafta gördüğümüz rengârenk kurabiye evlerin bulunduğu bu meydan şehrin birçok tarihi yapısına ev sahipliği yapıyor. Historium müzesi, Belfry çan kulesi gibi önemli tarihi yapıların bulunduğu, soluklanmanız ve meydanın tadını çıkarabileceğiniz birçok kafe ve restorana ev sahipliği yapan meydan hem gündüz hem gece binlerce turistin dikkatini çeken bir meydan burası. Ayrıca Brugge sokaklarını fayton veya bisiklet ile gezmek isterseniz burada birçok seçenek bulabilirsiniz. Bizim gittiğimiz zamanda Grote Markt’da noel pazarı kurulmuştu. Bu konu hakkında detaylı bilgiyi yazımızın ‘Brugge’da Noel Pazarı’ kısmında bulabilirsiniz.

- Belfry Çan Kulesi: Giriş ücreti kişi başı 10 Euro olan çan kulesi, şehir manzarasını yukarıdan görmek isteyenlerin birinci durağı. 13. yy’da inşa edilmiş kulenin en önemli özelliği ise 47 tane farklı çan sesine sahip olması. Kanalları, yerleşimi ve tarihi ile kendine hayran bırakan Brugge’u bir de Belfry kulesinden görmelisiniz. Pişman olmayacaksınız.

- Historium Brugge: Grote Markt’ta bulunan Brugge tarihi müzesi ziyaretçilerine sanal gerçeklik deneyimi sunuyor. Belli bir ücret karşılığında sanal gerçeklik deneyimini yaşayabileceğiniz Historium’da çeşitli elektronik cihazlar yardımı ile 15. yy’a yolculuk edebilir ve keyifli dakikalar yaşayabilirsiniz. Deneyimlemek isteyenler ve önceden bilgi almak isteyenler için müzenin linkini aşağıya bırakıyoruz: https://www.historium.be/nl
- Burg Meydanı: Kutsal Kan Bazilikası’nın yer aldığı Burg Meydanı‘nda 14. ve 15. yüzyıldan kalma tarihi Nüfus Müdürlüğü binası, Belediye Binası gibi resmi binalar dikkat çekiyor. Burg Meydanı’nda bulunan tarihi binaları gezebilir ya da faytonlarla yakın çevrede tur atabilirsiniz.

- Basilica of Holy Blood: Brugge gezilecek yerler listesinin üst sıralarında yer alan Kutsal Kan Bazilikası (Basilica of the Holy Blood) hem ilginç hikâyesi hem de etkileyici mimarisi ile turistlerin dikkatini çekiyor. Vitraylar ile bezeli bir dekorasyona sahip olan bazilika, mistik havası ile ziyaretçileri büyülüyor. Kilisede Hz.İsa’ya ait olduğuna inanılan kanlı bir bez fanusun içinde sergileniyor. Rivayetlere göre bu fanus Kudüs’ten getirildiğinden beri hiç açılmamış. Kiliseye giriş ücretsiz, fakat müze ziyaretçi girişleri için sadece 14:00-17:00 arası açık.
- Eski St John Hastanesi: The Church of Our Lady yanında bulunan ve 11.yy’dan kalan bu hastane, Avrupa’nın en eski hastaneleri arasında yer almaktadır. 800 yıllık bu hastane 1978 yılına kadar hizmet verirken şu an müze konumuna geçmiş bulunmakta. Giriş ücreti 8 Euro olan hastanenin bir bölümünde eski dönemlere ait hastane kayıtları, tıbbi cihazlar ve farklı sanat çalışmaları sergileniyor.
- The Church of Our Lady: 122 metre uzunluğu ile dünyanın en uzun ikinci tuğla yapımı kule olan The Church of Our Lady, şehrin siluetini oluşturan önemli yapılar arasında bulunuyor. Gotik mimarisi ve etkileyici iç tasarımı ile öne çıkan kilise, 1504 yılında Michelangelo tarafından yapılan “Madonna ve Çocuğu” heykeline ev sahipliği yapıyor.

- Salvator’s Cathedral: Yapımına kilise olarak 12. yy’da yapımına başlanan fakat sonradan katedrale çevrilen bir yapıdır. 15. yüzyılda tamamlanan Aziz Salvator Katedrali, şehirde gezip görebileceğiniz bir diğer dikkat çekici yapı. Yüzyıllar boyunca hasarsız ayakta kalan ender yapılardan biridir.

- Belediye Sarayı: Burg Meydanı’nda yer alan Belediye Sarayı, günümüze kadar korunan tarihi gotik yapılara nadir örneklerden biridir. Ön cephesinde 1300 civarında pencere olan ve çok sayıda heykel ve bayrak bulunan ihtişamlı binayı gezebilir ve tarihçesi hakkında bilgi alabilirsiniz.
- Groeningemuseum: Tarih ve sanat düşkünlerinin ilgi duyacağı Groeningemuseum, Belçika tarihine ait çağdaş sanat eserlerini zengin bir bakış açısı ile ziyaretçilerine sunuyor. 18. ve 19. yüzyıla ait neoklasik parçaların, Flaman eksperyonizm ve savaş sonrası çağdaş sanat eserlerinin yer aldığı müzede, Jan van Eyck’in The Virgin and Child with Canon Van der Paele ve Hans Memling’in Moreel Triptych adlı eserlerini görebilirsiniz.
- Begijnhof(Ten Wijngaerde): 13. ve 14. yüzyılda Katolik inanışındaki dini toplulukların yaşadığı Beginaj Yapıları (Begijnhof), UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde de yer alıyor. Ağaçlıklı yeşil bir alanda bulunan, etrafı yüksek duvarlarla çevrili dip dibe konumlandırılmış beyaz evler, küçük bir kilise etrafında bulunuyor. Sadece yalnız kadınların yaşamlarını sürdürdüğü Beginaj yapılarından biri 13., 14. ve 15. yüzyıllardaki mütevazi hayatları yansıtan iç dekorasyonu ile günümüzde müze olarak kullanılıyor.
- Minnewaterpark: Doğa ile baş başa kalmak isteyenler için oldukça uygun bir yer olan Minnewaterpark, yeşilin tonları, gölü, kuğuları ve huzurlu ortamı ile görülmeye değer bir yer. “Aşk Gölü” olarak da anılan bir gölün bulunduğu Minnewaterpark, romantik ve huzurlu ortamı ile ziyaretçilerini büyüleyen bir yer. Bu parkın bir de efsanesi var. Minna ile savaşçı sevgilisi Stromberg’in trajik aşkının konu olduğu efsaneye göre gölün üstünde bulunan köprüden eşiniz ya da sevgiliniz ile geçerseniz sevdiğiniz kişiyle sonsuz aşk yaşayabilirmişsiniz. Bizden söylemesi 🙂

Brugge Mutfağı
‘Çikolata kokan şehir’ olarak anılan bu şehirde tabi ki ilk tatmanız gereken şey Brugge çikolataları. Hemen hemen her sokakta bulunan çikolatacılardan tadacağınız çikolataların çeşitliliğine ve tatlarına hayran kalacaksınız. Biz gezerken ya da dinleneceğimiz zamanlar için farklı çikolatalardan minik paketler oluşturarak olabildiğince fazla çikolata deneyimlemeye çalıştık. Çikolata demişken tüm çikolatacılarda rastlayacağınız sıcak çikolatayı da mutlaka denemelisiniz. Beyaz çikolatalı sıcak çikolatası bir harikaydı.
Bir diğer deneyimlemeniz gereken şey ise Belçika biraları. Bizim deneyimlediğimiz ve önereceğimiz, kanal kenarında mükemmel bir manzaraya sahip olan 2Be isimli bar. 2000’e yakın bira çeşidine sahip barın girişinde meşhur ‘Beer Wall (bira duvarı)’u göreceksiniz. Ne kadar farklı bira ve bira bardağı olduğunu görünce gerçekten şaşıracaksınız. Biz de tavanda asılı ve en çok tercih edilen bira listesinden kendimize 4 farklı bira seçerek bira tadımı yaptık. En çok sevdiklerimiz Kriek ve Delirium oluyor. Tavsiye ederiz.

Resmen yeme-içme gezisi olarak devam eden Brugge seyahatimizin olmazsa olmazlardan biri de Belçika waffle’ı. Çok farklı çeşitleri olan wafflelarımızı en ünlü waffle mekânı olan Chez Albert’den yaptık. Bizim tercih ettiklerimiz sütlü çikolatalı çilekli waffle ile kremalı çilekli waffledı. Wafflelarımızı 4.5 Euro’ya aldık. Çikolata ve kremanın birlikte bulunduğu mix wafflelar ise 6.5 Euro idi.

Çoğu Kuzey Batı Avrupa ülkesinde meşhur ve buraya kadar gelmişken deneyimlemeniz gereken bir diğer şey ise French Friese. Patates kızartması deyip geçmemek gerek üzerine koydukları farklı soslarla kendinizden geçeceksiniz. Biz sos olarak fries, köri ve yoğurtlu sosları denedik. En sevdiğimiz ise fries sosu oldu. Fries fiyatları boyutuna göre 3.5, 4, 4.5 Euro olarak farklılık göstermekte.

Ayrıca Belçika’nın midyesi de ünlü. Bir öğle yemeğinde midye, bira ve patates kızartması üçlüsünü yaparak kendinizi şımartabilirsiniz.
Brugge Noel Pazarı
Her yıl şükran gününde açılan Noel Pazarları genel olarak Kasım’ın son haftası açılmakta. Yeni yıl gecesinden birkaç gün öncesine kadar açık olan ve sonrasında ise yeni yıl pazarına dönüşen bu pazarlar gerçekten çok keyifli bir atmosfere sahip. Şöyle ki açık olduğu süre boyunca gece ve gündüz Grote Markt meydanının festival alanı kıvamında olduğunu ve bu festival alanının dört bir yanının kurabiye evlerle ve evlere takılan yılbaşı süsleriyle dolu olduğunu hayal edin. Masalsı Brugge’da bir anda kendinizi bir noel filminin içerisinde buluyorsunuz. Bizim gittiğimiz ilk noel pazarı olması sebebi ile Brugge’un yeri bizim için her zaman ayrı olacak.
Küçük bir şehir olan Brugge’da iki meydanda kurulu olan noel pazarlarının konsepti aslında şu şekilde. Meydanlardan birisi (Grote Markt) daha büyük ve buranın tam ortasında sizi bekleyen bir buz pateni pisti ve pistin tam ortasında bir yılbaşı ağacı var. Pistin dört bir yanında ise birbirinden güzel yılbaşı süsleri ile süslenen yeme-içme, hediyelik eşya vb. birçok stant var. Stantların arasında akşam saatlerinde yerel grupların sahneye çıktığı küçük bir konser alanı kurulu. İster bir şeyler atıştırabilir, ister sıcak çikolata ya da sıcak şarabınızı yudumlayabilir, isterseniz buz pateni yaparak pistte kayabilirsiniz. Grote Markt da açılan noel pazarı meydandaki tarihi ve mimari yapıların ışıklandırılması ve süslenmesi ile birlikte büyülü bir atmosfere götürüyor sizleri. 2017 Kasım ayında gittiğimiz noel pazarında bir saatlik buz pateni kişi başı 7 Euro idi. Sonrasında ise sosislimizi ve sıcak şaraplarımızı alarak yerel grupların konserlerini dinlemeye başladık.

İkinci ve daha küçük olan noel pazarı ise Burg meydanında kuruluyor. Burası ise daha çok lunaparklarda yer alan bazı oyuncak alanları, yeme-içme ve hediyelik eşya gibi birçok standın bulunduğu ve her yerin yeni yıl süsleri ile ışıklandırıldığı bir alan.

Brugge’a Kadar Gitmişken Yapmadan Dönmemeniz Gereken 5 Şey
1) Grote Markt’ın keyfini çıkarın ve kurabiye evlerle fotoğraf çekinin
2) Kanal Turu yapın, yarım saati 10 Euro olan bu turdan gerçekten çok keyif alacaksınız
3) Belçika’ya has çikolataların, biraların ve waffle’ın tatlarına bakmadan sakın dönmeyin
4) Eğer hava güzelse biranızı alıp Minnewaterpark’ta keyif yapın
5) Eğer zamanınız varsa, trene atlayıp Ghent şehrine gidin
